Dürüst olmak gerekirse, eczacılık fakültesinin kapısından içeri ilk adımımı attığımda aklımda bu kadar farklı dünyanın var olduğunu hayal bile etmemiştim. Bize hep okulda ilaç kimyası, formülasyonlar, farmakoloji ezberletildi; ama bu mesleğin gerçek yüzünün laboratuvar bankolarının ya da amfilerin çok ötesinde, hayatın tam içinde saklı olduğunu yaşayarak öğrendim.
Bir yanda serbest eczanenin o hiç bitmeyen hareketliliği, diğer yanda hastane koridorlarındaki o ağırbaşlı, hayat kurtaran telaş ve öbür yanda endüstrinin devasa, vizyoner çarkları… Bu üç kulvarda da bizzat bulunmuş, o tozları yutmuş biri olarak söyleyebilirim ki; her bir deneyim bana eczacılığın sadece bir “meslek” olmadığını, adeta bir yaşam biçimi olduğunu öğretti.
Bu yolda yürüyen meslektaşlarımla paylaşmak istediğim, filtrelemeden, tam da hissettiğim şekliyle eczacılık hikayem:
Amfiden Sahaya: Eczacılığın Dokunduğu Üç Farklı Dünya
Eczacılık denince akla genelde reçete almak, kutuları raftan indirmek ya da eczane kokulu o sıcak dükkanlar gelir. Oysa bu meslek, dışarıdan bakanların tahmin edemeyeceği kadar geniş, sınırları zorlayan ve her köşesinde bambaşka bir hayat barındıran devasa bir okyanus.
Eczacılık eğitimi alırken ve sonrasındaki staj ve girişimcilik yolculuğumda (MedLink SoLutions serüvenimde de sırtımı dayadığım en büyük güç buydu) bu okyanusun üç farklı kıyısını da bizzat görme şansım oldu: serbest eczane, hastane eczanesi ve ilaç endüstrisi.
Hadi gelin, bu üç büyüleyici dünyaya yakından bakalım.
1. Serbest Eczane: Hayatın İçinde, İnsanın Kalbinde
Serbest eczane, eczacılığın hem en saf hem de en yorucu halidir. Burası sadece ilaç alıp satılan bir ticarethane değil; mahallenin dert ortağı, ilk basamak sağlık danışmanlığı ve insan hikayelerinin kesişim kümesidir.
Sabah kepenk açıldığı an kapıdan giren teyzenin sadece tansiyonunu ölçmezsiniz; derdini dinler, yalnızlığına ortak olursunuz. Gece nöbetinde kapıyı çalınca gözlerindeki o çaresizliği görüp derman olduğunuzda hissettiğiniz o huzur, başka hiçbir yerde yok. Eczacılığın insanla, merhametle ve en saf haliyle samimiyetle kurduğu bağdır burası.
Deneyimim: Reçete arkasındaki teknik detaylardan ziyade, doğrudan insanla temas ettiğiniz yerdir. Sabah kapıyı açtığınız an tansiyon ölçtüren teyzeden tutun, gece nöbetinde acil ilacını arayan babaya kadar hayatın tam merkezindesinizdir.
Bana Kattığı: Güçlü bir iletişim, kriz yönetimi ve empati yeteneği. İnsan psikolojisini ilaçtan daha iyi okumayı burada öğrendim.
2. Hastane Eczanesi: Kliniğin Kalbi ve Bilimin Sentezi
Hastane eczanesinin veya klinik ortamın havası bir başkadır. Orada koridorlarda yürürken o sorumluluğu omuzlarınızda derinden hissedersiniz. Poliklinik reçetelerinden yatan hasta kliniklerine, kemoterapi hazırlık ünitelerinden kritik ilaç yönetimine kadar her an sahadasınızdır.
Hekimlerle, hemşirelerle omuz omuza verip bir hastanın hayata tutunmasına ucundan da olsa katkı sağlamak… Bilimin ve vicdanın en kesiştiği, insanın hayatına doğrudan dokunduğunuz o kritik anların yerini hiçbir şey tutamaz. Yoğun stres altında hatasız çalışabilme disiplini ve klinik bakış açısı tam olarak burada şekillenir.
Deneyimim: Poliklinik reçeteleri (orderlar), yatan hasta klinikleri, kemoterapi hazırlık üniteleri veya parenteral beslenme solüsyonları… Burası, eczacılığın fen bilimleriyle el ele verdiği, hekim ve hemşirelerle omuz omuza çalışılan dinamik bir ortamdır.
Bana Kattığı: İlaç etkileşimlerine hakimiyet, klinik eczacılık bakış açısı ve yoğun stres altında hatasız çalışabilme disiplini. İlacın bir hastanın hayatını doğrudan nasıl kurtardığına en net şahit olduğum yer burasıydı.
3. İlaç Endüstrisi: Vizyonun ve Büyük Resmin Sahnesi
Endüstriye adım attığınızda ise adeta başka bir boyuta geçersiniz. Klinik araştırmalardan üretim hatlarına, medikal departmanlardan ruhsatlandırma ve pazarlamaya kadar devasa bir ekosistemin işleyişine şahit olursunuz.
Küçük bir molekülün laboratuvardan çıkıp milyonlarca insana şifa olacak devasa bir ürüne dönüşme serüvenini izlemek muazzam bir vizyon katıyor. “Biz gerçekten küresel bir sağlık zincirinin parçasıyız” dediğiniz, stratejinin, Ar-Ge’nin ve geleceğin tasarlandığı yer tam olarak orasıdır.
Deneyimim: Klinik araştırmalardan üretim hatlarına, medikal departmandan ürün yönetimine kadar devasa bir çarkın işleyişini görmek muazzam bir vizyon kazandırdı. Burada etken maddenin moleküler halinden milyonlarca kutuluk bir ürüne dönüşme serüvenine tanıklık ettim.
Bana Kattığı: Kurumsal vizyon, analitik düşünce, proje yönetimi ve büyük resmi görebilme yetisi. Bilimi ticaretle ve stratejiyle harmanlamayı burada deneyimledim.
Tek yürek
Bu üç alanı da deneyimlemiş olmak bana, eczacılığın asla tek bir kalıba sığdırılamayacağını öğretti. Bizler;
- Gerektiğinde mahalle arasında herkesin güvenle kapısını çaldığı bir dost,
- Gerektiğinde hastane koridorlarında hayat kurtaran bir klinisyen,
- Gerektiğinde ise sanayi masalarında geleceğin tedavilerini tasarlayan birer stratejistiz.
Hangi kulvarda olursanız olun, eczacılık ruhu her yerde aynı atıyor: insana dokunmak ve iyileştirmek.
Ecz. Muhammed Enes Kaya